evet evet. önceki yazılarımı falan okudum. vay be dedim. kendim yazdığım için değil gözüme güzel göründükleri için beğendim. zaten yarısını beğenmeim ama beğendiklerim de yazmaya devam ettirmeye yetecek kadar var. hem yazınca sıkıntım da azaldı. evet evet. bundan sonra bol bol yazarım dye umuyorum (gerçi hep öyle ummuştum ama, iş-güç-koşuşturma...) ama bundan sonra cümlelerin güzel olmasına falan dikkat etmiycem en azından bi süre öyle klavyeye geldiği gibi yazıcam. evet evet. birsürü cümlenin başında ama olucak. ne kadar itici görünürse görünsün. sıkıntımı geçirmek için yazıyorum kardeşim kitap çıkarmıycaz!neyse. bak 5 olmadı belki ama bilmemkaç dakika sonra gene yazıyorum. sıkılınca bidaha yazıcam.
(evet evet diyerek aklıma gelen fikirlerimi falan onaylıyorum herhangi başka bi saçmalık...)
17 Haziran 2008 Salı
ÖküZ
o kadar sıkılmasaydım yazmazdım bişey, hatta umurumda bile olmazdı muhtemelen, gerçi hala umurumda değil ama işte çok sıkıldım. hem zaten yazmaktan çok çizmeye verdim kendimi bu aralar, gerçi o da az ama idare ediyoruz. onun dışında faydasız, gereksiz birsürü şey yapıyorum daha ne olsun! sıkıntım geçse bile biraz biraz, hiçbişey yapmamış olduğumu farkedip sıkıntıya dönmem 3 dakikayı bulmaz, bulmuyor. en son kasımda yazmışım zaten aradan üühüüü ay geçmiş (bilemem, hesaplamaya kalkmadım). yani ne zorum vardı, onu da bilemem. arkadaşların bloglarına baktım şöle bi (çoook sıkıldım dedim ya). bayadır yazmamış olanlarında yazılar gördüm, özendim. yazmanın eğlenceli bi yanı da olabilir. belki sıkıntımı alır. hatırlamıyorum, dedim ya kasım en son... fena değilmiş gerçi hani yazıyosun yazıyosun belki de insanlar okuyacak bunu. insanların okuyup okumadığı da önemli değil, ben konuşurum. ve zaten sıkıldığım için kendi kendine de olsa konuşmanın eğlenceli gelmesi de gayet normal. evet burdan bütün yazarlar delirmiş kendi kendine konuşuyo manyaklar demiycem. son söz olarak bişey diycem ama bitirmeye emin olunca söyliycem onu da. hem zaten o da alıntı, orijinal değil. neyse konuya dönelim. konu kaldı sanki. oh oh yazdıkça yazasım geliyo. yaz yaz yaz. klavyeye bas sana manalı gibi görünen sözcük öbekleri sıralasın. saçma aslında, dedim ya insan sıkılınca herşey daha saçma görünüyo (daha önceden dememiştim aslında ama "dedim ya" demek daha güzel). az kaldı az. bitiricem ama az daha sıkılsın eğer biri bunu okursa. gerçi kimse yorum falan yazmazsa kişisel iletime kopyalar gözüne sokarım milletin okusunlar diye. oyüzden yorum yazın.
ayrıca şunu da söliyim; geçen gün pokémon oynarken (gameboy)(pokémon fire red) biri you are fantastic gibi bişey dedi. çok sevindim, ss aldım. sonra da bilgisayarı kapatırken unuttum. diğer pekçok şey gibi maziye karışıtı anuna kodumun fantastic diyen pokémon karakteri >:@
bitiryoruum olmadı 5 dakka sora gelir gene yazarım.
son söz diye sakladığım şey (diğer tüm mantıklı şeylere ve gül'e ithafen):
ÖKÜZ GÖTÜMÜ ISIRDI!
ayrıca şunu da söliyim; geçen gün pokémon oynarken (gameboy)(pokémon fire red) biri you are fantastic gibi bişey dedi. çok sevindim, ss aldım. sonra da bilgisayarı kapatırken unuttum. diğer pekçok şey gibi maziye karışıtı anuna kodumun fantastic diyen pokémon karakteri >:@
bitiryoruum olmadı 5 dakka sora gelir gene yazarım.
son söz diye sakladığım şey (diğer tüm mantıklı şeylere ve gül'e ithafen):
ÖKÜZ GÖTÜMÜ ISIRDI!
10 Eylül 2007 Pazartesi
mutluyum huzurluyum :)
mutluyum işte. OOOOH. umurumda değil ne olanlar ne olmayanlar. hiiiç mi hiç. o öyle yapar, bu böyle olmaz, şu şöyle kalır diye üzülecek değilim. olsun, kalsın yapsın, napalım. bir iki şey buldum mu güzel kim bozabilir neşemi. bana değer veren azımsanamayacak sayıda arkadaşım var. birini arar, mesaj atar, mutlu olurum. belirli bir müzik türü seçmediğim için sevdiğim şarkı sayısı da epey yüksek. birini dinler eğlenirim. yemek yemeye de bayılırım. birkaç lokma yer coşarım. oh be! var mı benden mutlusu. sırf bu kadar kolay mutlu olabileceğimi düşünmek bile mutlu etmeye yeter beni. daha ne olsun... okuyanlar da baksın, mutlu olsun. (başka insanları da mutlu ettiğimi öğrenirsem sevinçten patlayabilirim. olur da okuyup sevinirseniz bunu bana daha az mutlu olduğum bi zaman söyleyin:))
"hadi temize çekeliim." dedim bitirdikten sonra. sanki her yazımı temize çeker, dosyalarmışım gibi. ama fena fikir değilmiş. bundan sonra öyle yapayım bari...
"hadi temize çekeliim." dedim bitirdikten sonra. sanki her yazımı temize çeker, dosyalarmışım gibi. ama fena fikir değilmiş. bundan sonra öyle yapayım bari...
08 Eylül 2007 Cumartesi
mutluluk?
mutluyum. ama mutluluk üzerine yazmakta zorlanıyorum.halbuki ne kadar kolaydı kederi, yalnızlığı sözcüklere dökmek.ne kadar basitti, mutluluğun tam aksine... gerçekten üzüntüyü hissetmek kadar karmaşıktı en fazla üzüntüyü yazmak.ama mutluluğumu yazmaya ne kadar çabaladıysam olmadı. birsürü şey yazdım. hiçbiri doğru olmadı. gerçek mutluluk değildi onlar. anlatamamıştım. belki de mutlu olmadığım için yazamıyordum mutluluğu. tamam dertlerimi umursamayıp, yok etmiştim. ama bu muydu mutluluk?belki de sadece tasasızlıktı hissettiğim. nötr'dü. gerçi kimilerine göre dertlerinin hiçbirini umursamamak ve dertsiz kalmak mutlu olmak için geçerli bir sebep olabilir. ama aradaki fark çok büyük bana göre.tabi "bulmuş da bunuyo.", "kıymetini bilmiyo." diyebilirsiniz. ama halime de şükrediyorum. dertlerimi kendimden uzaklaştırabildiğim için kendimi tebrik de edebilirim. yine de aynı şey değil mutlu olmakla. hem zaten mutlu olmak da zaman bağlı değil mi üzüntü gibi. geçer gider. radyoda sevdiğin bir şarkıyı duymakla da başlayabilir, sevdiğin bir yemeği yemekle de, lotoyu kazanmakla da. sonra zaman geçer ve üzülünecek birşey olmamışsa tekrar sıfır, orta, nötr olunur. yani biter. yazacaksam da bitmeden yazmalıyım demek ki mutluluğu, yüzümdeki tebesüüm anlatmalıyım kağıda hissettiklerimi. işin iyi tarafı; artık mutlu olunca mutluluğumu da yazabileceğim için mutluyum :)...
not:belli olmaz demiştim. olmadı. yine de olmaz. "artık böyle" dememek; büyük konuşmamak lazımmış...
not:belli olmaz demiştim. olmadı. yine de olmaz. "artık böyle" dememek; büyük konuşmamak lazımmış...
04 Eylül 2007 Salı
cafer (yada cağfer)
evet cafer. size ondan bahsetmeden önce nasıl tanıştığımızı anlatayım. birgün arkadaşlarımla beraber bir alışveriş merkezinde gezmekteydik. oyuncakçıya girmeye karar verdik. ve orda karşıma çıktı. kendisini ilk gördüğümde koşa koşa yanına gittim. tuttum, sağını solunu mıncıkladım. kesinlikle elde etmeliydim. kafasından tuttuğum gibi fiyatına baktım. gayet uygundu. hemen aldım. ama hayatımda hiç bu kadar güzelini görmemiştim. hiçbir esnek, kauçuk oyuncağa benzemiyordu. iki uzun boynunun üstünde birerden iki kafası olan, siyah üzerine yeşilli bir ejderhaydı. gerçi kanatları yoktu ama ben onu öyle kabul etmiştim. kuyruğundan ve kafalarından tutup çekince en az elli santimetreye ulaşıyordu. ayrıca karnının içinde de küçük küçük topcuklardan oluşan bir öbek dolgu maddesi vardı. herkes cafer'i görünce önce bir şaşırıyor; sonra onu bağrına basıyordu. o gün kendisini atıp tutarken tavana yapışabildiğini da farkettik. bizi çok şaşırtmıştı. ama çok da eğlenmiş, mutlu olmuştuk bu özelliğini öğrendiğimizde. eve geldiğimde kendisini masamın üzerine koydum ve bir süre dinlenmesini bekledim. sonra tekrar onu tavana attım, çektim, esnettim. hala sık sık elime alır, eğlenir, masamdaki yerine geri koyarım.
03 Eylül 2007 Pazartesi
artık böyle
bıktım artık bu duygusal muhabbetlerden.aşk üzerine hatta arkadaşlık üzerine bile yazmayacağım artık.felsefe yaparım, bilimsel konuşurum, saçmalarım, eşyalardan bahsederim. belli olmaz. düşünür düşünür yazarım. bazen düşünmeden yazarım. dedim ya, belli olmaz...
17 Ağustos 2007 Cuma
bir sevgilim olsa
bazen diyorum bir sevgilim olsa. ela gözleriye gözelrimin içine baksa. dizlerime yatsa, ben onun dalgalı saçlarını okşasam. yine bana baksa o ela gözleriyle. ben de ona baksam.sabaha kadar birbirimizi seyretsek. sonra uyusak sımsıkı sarılıp akşama kadar. uyansak, yine baksa, yine saçlarını okşasam, yine uyusak, yine uyansak...
05 Ağustos 2007 Pazar
yazık...
ben bile yapabileceklerimin anca %15inin farkındayken, beni benden az tanıyan bu insanların bana karşı gelmelerinin mantıklı bi sebebi olamaz. ve malesef ne yapabileceğimi gördüklerinde pişman olacaklar ama iş işten geçmiş olacak. hepsine şimdiden acıyorum...
26 Temmuz 2007 Perşembe
havalar...
çok sıcak. yazmak istiyorum ama bu sıcakta kafamı toplamak ve yazmak gerçekten zor. şu iki satır yazıyı yazmak için bile gereğinden fazla düşündüm zaten. yazamıyorum işte. zorlamanın alemi yok. havalar biraz düzelince yazarım...
14 Temmuz 2007 Cumartesi
nefes
her nefes aldığımda daha mutlu oluyorum. havayı içime çektiğimde yüzüme bir gülümseme yayılıyor. derin derin solumak o kadar iyi geliyor ki her seferinde mutlu oluyorum. üzüntülerim olsa da onlar kenarda duruyor ben nefes alırken. benim için sadece nefes almak var o an. derin derin nefes almak ve nefes alabildiğin için mutlu olmak...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

